Eşi, İlker Ayrık'ı ne kadar tanıyor?

Ben Bilmem Eşim Bilir'de eşleri yarıştıran İlker Ayrık'ı, acaba eşi ne kadar tanıyor?

30.07.2012
Yarışmaya uyduk Ayrık’ı eşine sorduk
Çiftlerin birbirlerini ne kadar iyi tanıdıklarını ya da tanımadıklarını eğlenceli oyunlarla ortaya çıkaran ‘Ben Bilmem Eşim Bilir’ adlı yarışmanın sunucusu İlker Ayrık’la programın adına uygun bir söyleşi yaptık. İlker Ayrık karşımızda, eşi Sanem Ayrık ise telefonun ucundaydı.
 
Komedi dizi ve filmlerinin vazgeçilmez oyuncularından İlker Ayrık, şimdi de Kanal  D ekranlarında ‘Ben Bilmem Eşim Bilir’ adlı bir yarışmayı sunuyor. 4 çiftin katıldığı yarışmada eşler birbirlerini ne kadar iyi tanıdıkları konusunda iddiaya giriyor. İddiayı tutturanlar puanları topluyor ve finale kalmaya hak kazanıyor. Finalde 4 çift içinden kazanan ikili otomobil sahibi oluyor. Birbirleri hakkında isabetli tahminleri yapamayan çiftler arasında tatlı münakaşaların da yaşandığını anlatan Ayrık’a, eşiyle birlikte söyleşinin bir bölümünde yarışmacı olmalarını teklif ettim. Ancak İlker Bey “Yok, yok, olmaz, hayır, bana sorun” sözleriyle isteğimi geri çevirdi. “Peki” deyip söyleşiye devam ettik. Ancak aklım ‘nasıl yapsak da İlker Bey’i ikna etsek’ meselesinde takılıp kalınca sorularımdan biri “Eşinizi gizlemeyi seviyor musunuz?” oldu. Bunun üzerine Ayrık, “Niye gizleyeyim, dünyalar güzeli bir eşim var. Suyun üzerinde yürüse şaşırmazsınız, o kadar zariftir karım. Sadece durduk yere aile hayatımın ve eşimin deşifre olmasını istemiyorum. Ben başkalarının hayatlarını, eşlerini merak etmiyorum” diye cevaplayınca ben de “Sevilen karakterlerin hayatları, nasıl baba, nasıl eş oldukları, ev halleri  merak edilir, ben de merak ederim” diye karşı atakta bulundum. Ayrık’la birbirimize baktık, gülüştük. “Sıradan bir aileyiz ve ben de sıradan biriyim. Sadece işimi iyi yapmaya çalışıyorum. Özel biri olmayı isterdim ama değilim” diyen Ayrık, söyleşinin bitimine doğru masanın üzerinde duran telefonunu aldı, bir numara çevirdi, konuştuğu kişi eşi Sanem Ayrık’tı. Ayrık bize dönüp “Eşimin de iznini almam gerekiyordu” deyip telefonun sesini hoparlöre verdi ve yarışma başladı…
Sanem Ayrık anlatıyor:
 
- Eşiniz ev işlerinde yardım eder mi?
Evet.
- En çok ne yapar?
Yemek yapar.
- En çok neyi iyi yapar?
Güzel bir soru oldu... En iyi et yemeklerini yapar.
- İlker Bey’e “Çoraplarınızı oraya buraya atar mısınız?” diye sordum, “Atmam, bırakırım” dedi, doğru mu?
Evet, doğru söylemiş, atmaz, kibarca ve nazikçe bırakır.
- Peki, 60 saniyede kaç kirli çorabı çamaşır makinesine isabet ettirebilir?
14 çorap olabilir.
- 60 saniyede kaç metre perde asar?
Tabii perdenin takılan yerlerinin sıklığına bağlı ama herhalde üç metre asar.
- Eşiniz acı sever mi, 60 saniyede kaç bardak şalgam suyu içebilir?
Acı sever. Sağlığı için fazla içmese iyi olur. (Kahkahalar)... Fazla sayıda içer ama bence 4 bardak içse yeterli. 
- Eşiniz 60 saniyede kaç kez özür dileyebilir?
Düzgün bir şekilde 120-130 kez diler.
- Sorularımız bitti, eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Teşekkür ederim. Bunların hepsini eşime yaptıracak mısınız? Bu sıcakta o kadar çok şalgam suyu içmezse iyi olur. Kolay gelsin.
- Eşinizin tahminleri isabetli mi?
İlker Ayrık: Bence isabetliydi. Şalgam suyu uyarısı da gayet iyiydi. Çünkü o  sağlıklı beslenmeye dikkat eder. İkimiz de yumurtalarımızı ayrı yaparız. Pembe tava onun, yeşil tava benim olur. Benim yumurtam yağlı, onunki az yağlı olur.
 
KLİP ÇEKMEK İSTERİM
 
- ‘Titanic’ filminde ağlamışsınız doğru mu?
Reks Sineması’ndaydık, yanımda arkadaşım vardı. Ağlamaklı ses tonuyla “Ölme, ölme işte ölme” diyerek filmi seyrediyorduk. Rezillik. O zamanlar öğrenciyiz. Metalci tişörtler üzerimizde, saçlar yağlı, sakal birbirine girmiş. Hiç de öyle ağlayacak tiplere benzemiyoruz.
 
- Hayko Cepkin’in bir şarkısına klip çekmiştiniz, bu kliplerin devamı gelecek mi?
Klip çekmeyi çok istiyorum ama hem vakit, hem nakit meselesi. Hayko’nun klibini çektim, arkadaş işi, öyle başladık. Hoşuma da gitti ama sonradan izlediğimde eksikleri olduğunu gördüm. Pratik meselesi sonuçta bir oyuncu ne kadar oynarsa, bir şarkıcı ne kadar şarkı söylerse o kadar çok deneyim elde ediyor, Şarkılara kısa film çekmeyi tercih ediyorum. O şarkının da hikâyesini çok iyi bildiğim için senaryoyu Hayko’yla yazmıştık.
- Ve asıl röportaj... Ben istediğimi aldığıma göre şimdi röportajımıza geri dönebiliriz. Yarışmada kadınlar mı, erkekler mi eşleri hakkında en doğru tahmini yapıyor?
Erkeklerin tahminleri genel olarak daha mantıklı ama çok ufak bir farkla. Hanımefendiler eşlerini daha güçlü zannediyor. Mesela halter, barfiks, şınav çekme oyunlarında öyle bir uçuyorlar ki. Geçen gün eşlerden biri “Halterde 800 kilo kaldırabilir” dedi ama tık yok. Biri “Askerliğini komando olarak yaptığını anlatıp duruyordu, görelim bakalım anılarını” demişti. Tabii tutturamamıştı.
 
- Kadınların eşlerini tanıma konusunda daha iyi olduklarını düşünürdüm... Aslında erkek muhabbetini kadına, kadın muhabbetini de erkeğe soruyoruz. ‘Hanımefendiler evdeki alet çantasının içindeki alet-edavatların kaçını, beyler hanımların makyaj çantasındaki eşyaların kaçını bilebilir, hanımlar futbol konusunda neyi ne kadar bilir’ gibi sorularımız oluyor. Sosyal medyada en çok konuşulan “Eşiniz 5 dakikada ne kadar özür diler?” sorusu olmuştu. Çünkü eşlerden biri “Benim eşim hiç özür dilemez” derken beylerden biri “Özür dilemek benim işim” deyince eşi, “Bunu duyduğum iyi oldu, benden hiç özür dilememişti” diyor, böylece işin komedisi çıkıyor.
 
İYİ TANIYORUM DERKEN...
 
- Peki ya siz kadın muhabbetine, eşyalarına vakıf mısınızdır, karımı iyi tanırım der misiniz?
Bilgi yarışmasından yetenek yarışmasına kadar her türlü yarışmayı izleyen, “Bunu bilemeyecek ne var?” diye iddiada bulunur, artistik yapar. Yarışmada öyle olmuyor. Muhtemelen ben de “Tabii ki eşimi çok iyi tanıyorum” diyeceğim ama benzer soruları bana sorsanız ben de patlayabilirim. 40 yıllık evliler bile “Beyimin de böyle bir huyu varmış” diyebiliyor.
 
- Eşinizin “İlker şu konuda iyidir” diyebileceği bir özelliğiniz var mıdır?
Vardır. Var olduğunu tahmin ediyorum. Ona sormak lazım. Herhalde benim de herkesten daha iyi yaptığım bir şey vardır. (Kahkahalar)...
 
- Sizin peki, “Şunu karımdan daha iyi kimse yapamaz” diyebileceğiniz bir şey var mı?
Birçok kadın, birçok şeyi karımdan daha iyi yapamaz. O benim eşim, ben de onun eşi olduğum için birbirimiz hakkında şunu ya da bunu çok iyi yapar diyebiliriz.
 
- Kuzguna yavrusu hoş görünür misali...
Aynen öyle. Normalde benden çok iyi yapacak birileri vardır ama eşim ben olduğum için “İlker bunu harika yapar” der. Hâlbuki dışarıdan üçüncü göz öyle görmeyebilir.
 
- Eş mi iyidir, arkadaş mı yoksa eşle arkadaş olabilmek mi?
Hepsi iyidir. Kimi zaman eş, kimi zaman arkadaş, kimi zaman hem arkadaş hem eş, kimi zaman hiç tanımadığın, sohbet edebileceğin biri...
 
- Hiç tanımadığın yeni bir eş...
Daha sözümü tamamlamadım, Allah muhafaza ağzımdan yanlış bir laf çıksa...
 
- Şaka yaptım, kızmayın...
Kimi zaman hiç tanımadığın biriyle uçakta, otobüste iki çift laf edersiniz ve o da iyi gelebilir.
 
15 SENE SONRA GÖRDÜM
 
- Eşiniz ortaokul aşkınızmış. ‘Başka birini bulamadınız mı da ortaokul aşkınızla evlendiniz’ diye sorsam kızar mısınız?
Alınmam, bozulmam, gücenmem. Hayat bu, herkes için aynı soru geçerli. Hayat da bizi 15 sene sonra karşılaştırdı.
 
- O zamanlardan bir ilişkiniz var mıydı yoksa sizin için yan sınıftaki güzel kız mıydı?
Onun bir ilgisi yoktu. Sonradan konuştuğumuzda ortaokuldan beri ona âşık olduğuma inanmamıştı. Ben de 2 adet vesikalık fotoğrafını 15 sene sonra ona göstererek aşkımı ispatladım.
 
- Fotoğrafları nasıl ele geçirmiştiniz?
Balıkesir küçük yer. Ayrı okullarda okuyorduk. Hemen teşkilatı kurup haber salmıştım ve iki fotoğrafı da hemen gelmişti elime.
 
- O zaman niye ilişkiniz olmamıştı, cesaret mi edememiştiniz?
Olmadı işte. Kısmet. Daha sonra İstanbul’da ortak bir arkadaşımızla karşılaştım. Hemen “Nerede, ne yapıyor” bilgi almıştım. O da İstanbul’daymış. “Görüşelim, bir araya gelelim” dedim. İnsan 15 sene sonra merak ediyor haliyle. Görüştük. O andan itibaren beraberiz.
 
- Evlilik teklifi nasıl olmuştu?
Biraz manasız bir evlilik teklifi olmuştu. Ertesi günü ne olur ne olmaz diyerek aradım ve “Dünden beri bu yazki planlarında bir değişiklik var mı?” diye sorunca o da “Hayır” dedi, ben de “İyi o zaman şimdi telefonu kapat, salona git patlat bombayı, ben de şimdi Balıkesir’e uzun menzilli bombayı atıyorum” dedim. Annemi aradım, “Evleniyorum” deyince bir sessizlik, annemden bir buçuk dakika ses çıkmadı, telaşla “Anneee” deyince, “Hayırlısı olsun” diye bir cevap gelmişti.
 
- Eyvah evladım elden gidiyor diye mi hissetti acaba?
Gurbette olan evladı ben olduğum için şaşırdı herhalde. Çünkü diğer kardeşlerim Balıkesir’de. Her anne gibi o da ‘oğlum kiminle evleniyor acaba’ diye endişelenmiştir.
 
- Eşinizi istemeye Müjdat Gezen’le gitmişsiniz...
Kız isteme aşamasına geldiğimizde kim isteyecek diye düşündüm. 4 sene öğrenciliğini, 6 sene asistanlığını yaptığım hocam, ustam, üstadım baba yarısı diyebileceğim biridir Müjdat Gezen. “Benim için böyle bir şey yapar mısın?” diye sorunca “Ne demek İlker, şeref duyarım” dedi. Gittik. Müjdat Hoca “Sebebi ziyaretimiz belli ama emin misiniz, bu adama mı?” diye sorunca herkes şok olmuştu. Tabii ki esprisiyle ortamı yumuşatmaya çalıştı. Genelde rahat olduğumu düşünürüm ama o gün boncuk boncuk ter dökmüştüm. Ayaklar üst üste geliyor, çoraplar ters dönüyor, bir şeyler oluveriyor. Yabancılaşıyorsun.
 
KILIBIK DEĞİLİM
 
- ‘Ben Bilmem Eşim Bilir’ci erkeklerden misiniz?
Bu cümlenin karşılığı tamamen teslimiyet içeriyor, öyle bir şey yok. Bazı konuları o, bazı konuları ben bilirim.
 
- Hanımın sözünden çıkmamak gibi, bir kılıbıklık durumu var mı?
Tabii ki onu kırmamak adına elimden geleni yaparım ama kılıbık mılıbık değilim.
 
- Arkanızı toplayan bir eş midir?
Bu aralar işlerim o kadar yoğun ki biraz öyle oluyor. Ama normalde arkamı çok toplattırmam. Gerçekten benim çok yoğun olduğum zamanlar bir şey söylememe gerek kalmadan sözsüz anlaşırız. Eşim on kaplan gücünde olur ve işimi kolaylaştırmak için her şeyi yapar.
Akşam

  • Bu haber 391473 defa görüntülendi.
    • Başlık

      Yorum

      Yazar