Zaman öyle hızlı akıp gidiyor ki... 1996'da doğanlar bugün 16 yaşındalar. Sosyal medyada en etkili olanlar da onlar. 1996'da bir yerel televizyonun kapısından adımımı atmış ve muhabirliğe başlamıştım. İlk röportaj yaptığım belediye başkanı karşısında nasıl ecel terleri dökmüştüm. Yıllar sonra bir yerel seçim öncesi o'nun da 'kaseti' olduğu konuşulmuş sonra yeniden aday gösterilmemişti. Şimdi nerede ne yapıyordur acaba?
1999'da ilk kez canlı yayında Ali Kırca'ya ''söz yeniden sizde Ali Kırca'' demişim. 2012 Ocak'ında Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki 'Yılın Yıldızları' ödül töreninde aynı sahneyi paylaştık. Yine çok güzel konuştu ve 'eskiyen yıldızlara kırpıp kırpıp onur ödülü verirler ' diyerek o da zamanın nasıl hızlı akıp gittiğinden dem vurdu tüm mütevazılığıyla...
3 Kasım 2002'de 'Yüksek Seçim Kurulu'nun önünden canlı yayında ''seçim yasağı şu dakika itibariyle kalktı Reha Muhtar' demişim. 10 yıl olmuş. O gece kimsenin tahmin edemeyeceği bir sonuçla karşılaşmıştı Türkiye. Yepyeni bir dönem başlamıştı. Reha Muhtar'ın televizyon dünyasındaki son yayınlarından biriydi sanırım. 10 yıl boyunca neredeyse yayınlandığı her akşam en çok izlenen program olan haber bülteninin patronu daha sakin bir hayat yaşıyor sanırım şu sıralar...
2006'nın soğuk bir Kasım günü Karaoğlan'ın cenazesini takip edip devlet mezarlığı'nın önünden yayın yapmıştık. Çok değil bir yıl önce evlerinde bana sıcacık bir çay ikram edip uzun uzun edebiyattan söz eden Ecevit'lerin evinde artık tek Ecevit olacaktı. Havada hüzün vardı ve tüm o hüzün yayına da yansımıştı elbette. Mehmet Ali Birand'dı yayından sonra arayan. '' Hüznü iyi yansıttın seyirciye. Show business böyle zor zamanlarda duyguları paylaşmayı da gerektirir. Bizim işimiz zordur' demişti. Aynı ''business''tı yaptığımız işte..
Bir tek Uğur Dündar'la kesişmemişti yollarımız zaman içinde. Tanımıyor sanırdım beni. Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki törene ''işsiz bir gazeteci'' olarak katılmıştı o da. Yanına yaklaştım ilk defa. Ne söyleyeceğimi bilemedim. Kendimi tanıtayım diye atıldım. Beni büyük bir sıkıntıdan kurtardı. Önce davranıp '' tebrik ederim İrfan'cığım'' dedi. Tanıyordu ve yüzünde yine sıcacık bir gülümseme vardı...
16 yaşında bir blog yazarı ''yıllardır her sabah beni izlediğini,benimle büyüdüğünü,artık kendimi daha iyi ifade edebileceğim mecralarda beni görmek istediğini '' yazmış bloğunda.16 yaşındaki Aka Koleji öğrencileri,bir başka ödül töreninde sabah haberlerindeki koltuğu yavaş yavaş onlara devretme zamanımın geldiğini söylediler yüzüme. Oysa ben daha yeni başladığımı düşünüyorum.
Zaman bizden bağımsız akıp gidiyor sanırım. Anılar birikirken insan zihninin içinde takvim yapraklarının hızına ayak uyduramıyor zaman. Şimdi her dönem genç düşünen,genç görünen,gençlerle rekabet eden ustalara saygım daha da artıyor. Şubat geldi, Mart, Nisan, Mayıs da gelecek,sağ olursak 2013'ü, 14'ü de göreceğiz. Herkese önce sağlık sonra empati yeteneği diliyorum...
Bu haber 21303 defa görüntülendi.