Ne olacağını düşüne düşüne büyüyenler, büyüyünce ne olacaklarını soranlara, ''mutlu olacağım'' değil ''seni mutlu edeceğim'' diye yanıt verdiklerinde ne kendileri mutlu olurlar ne de soruyu soranı mutlu edebilirler. Bir proje değildir çocuk,yatırım aracı, statü sembolü, siyaset malzemesi hiç değildir. Peki o çocuk nasıl mutlu olur?
İnandığı dava uğruna tüm hayatını feda edince mi? Mümkün...
Zevkleri peşinde koşunca mı? Mümkün...
İyiliklere adanıp muhtaç olanın yardımına koşunca mı? Mümkün...
İnzivaya çekilip huzuru arasa? Mümkün...
İçindeki ses susturulursa, karar verme ve hata yapma şansı elinden alınırsa? İşte o zaman işi çok zor. Mutsuz çocuk büyür mutsuz adam, mutsuz kadın olur. Biraraya gelirlerse mutsuz toplum olur. Simsiyahtır mutsuzluk. Bütün renkleri yutar, karartır etrafını. Gözü olup göremeyenler korkar birbirinden, korku büyürken korkulanı da büyütür. En büyük korkulan olur.
Korkma! Küçük adamların küçük kadınların küçük mutlulukları birlikte yakalama, paylaşma, çoğaltma arzusu karşılıklı saygıyla çoğalınca çoğalacak herkes için özgürlük. Gören gözler farklı renkleri seçecek.Karanlık azalacak ,pırıl pırıl gökkuşağı belirecek paylaşılan semada. Herkes ektiğini kendi biçerken mutluluktan ölecek.
Saygılarımla...
Bu haber 18108 defa görüntülendi.